Yaşam Koç'un Olabilirim

29 Aralık 2010 Çarşamba

ilk adım ayakkabısı


dün aldık chicco ayakkabımızı
%40 indirimle 
ne çok yumuşak ne çok sert ikisinin ortası

bugün turluyoruz  cicilerimizle 
ellerini bırakıp denemeler yapıyor
yürümesi an meselesi sanırım

hala iyileşemedi kuzum bronşit oldu
öksürük hırıltı ve balgamla mücadele ediyor
doktoru bile hayretler içersinde bırakıyor 
hastalık enerjisini etkilemiyor
ama yaklaşık 400 grm zayıfladı
neredeyse hiç bir şey yemiyor
cumartesi tekrar doktordayız
o güne dek inşallah iyileşir
dualarınızı bekliyoruz
...

24 Aralık 2010 Cuma

Emzirme Reformunu Destekle


Sevgili Çiğdem beni mimlemiş Emzirme Reformu hakkında çalışan bir anne olmasamda önem verdiğim
bir konu olduğu için hemen cevaplıyorum ve kendisine teşekkür ediyorum...


(1)  Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç?
%10'larda  olduğunu tahmin ediyorum zira insanlarda emzirselerde bir mama verme merakı var
nedenini anlayabilmiş değilim ! daha vitaminli olduğunu söyleyenleri duydum ama ne garip !

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?
Şu an 9 aylığız ve hala sadece anne sütü ile besleniyor diyebilirim
Günde 8-10 kez emiyor geri kalanı sevdiği şeylerden gıdım gıdım...

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?
-
(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?
-
(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?
-

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?
Tatil için yolculuk yaparken her otobüste bir emzirme odası olmalı diye düşünmüştüm.. 
Bence fazlasıyla gerekli...
Evet avmler güzel ama bir çoğunda yeterli kapasitede emzirme odaları yok kuyruk beklediğim çok oldu...


7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?

İlk günler bebeğim yeterli emmediği için sütüm gelmemişti daha sonr pompa alarak bu sorunu çözdüm
Fakat bunu bana kimse söylemedi internette doğumdan önce okuduğum bir iki şey arasında gözüme çarpmıştı bu ayrıntı... Daha çok destek olunmalı... Emziren insana huzur sunulmalı özellikle ilk günlerde...


(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?

Gördüm, Görüyorum, Göreceğim de bu da halkımızın bu noktadaki bilgi eksikliğinden olsa gerek !

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?

Biliyorum...
İnsanlar bilinçlenmeli.. Anneler babalar dedeler neneler teyzeler halalar komşular vs...
Bununla ilgili bir tv kanalı açılsa keşke 7/24 yayın yapsa çok da güzel olur...

(10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Destekledim... Desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim...
Bu düşüncenin öncülerini de tebrik ederim...

Sobelenenler...
Blogumda bebek sahibi olan bütün arkadaşlarım
ve 

22 Aralık 2010 Çarşamba

bugün benim doğum günüm

bir türlü kurtulamadık hastalıklardan
eymen öksürükle devam ederken
hastalığını bana da geçerdi...
ya da ben senin yerine bana gelsin diye diye çağırdım ateşi...
halbuki o da çekti ben de...
tuhaf annelik işte... 

bugün benim doğum günüm
ömrümün en çabuk geçen senesi...
en çok yaşlandığım yıl olarak tarihe not düşüyorum...
artık yirmibeş yaşındayım
kiminize göre küçücük,
kiminize göre kocaman...

saydım ömrümü
bir iki üç dört beş yirmibeş ( karizmatik bir sayı :)
sanki yoktum 
bir vardım bir yoktum
...
ne kadar yorgun olduğumu hissediyor olsam da
hayatımın anlamına bu yıl kavuştum...
o yüzden iyi ki doğdum ve doğurdum...

17 Aralık 2010 Cuma

ihmal

Sevgili blog dostlarım
Sizleri ihmal ettiğimi sakın düşünmeyin

Eymen yine ateşlendi
Gözü kıpkırmızı şiş ve kısık
Göz nezlesi olmuş bu defa...
Rabbim dermansız dert vermesin
Minik evlatlarımızı korusun...

Atlatacak iyi olacak  ve biz yine buralarda olacağız inşallah...

13 Aralık 2010 Pazartesi

ŞüküR

O    artık    iyi


desteğiniz için teşekkürler dostlar 

8 Aralık 2010 Çarşamba

ateş

küçük bedenin zayıf düşmüş annem
öyle söyledi doktor amca
hiç bir şeyle avutamıyorum seni
o an anlıyorum acizliğimi

ateş gibi yanıyorsun
ben ise hem üşüyor hem yanıyorum.

Seni Yaratan 
Seni Korusun Bebeğim...

2 Aralık 2010 Perşembe

iki fotoğraf arasındaki fark

yorum size ait :)
(soldaki fotoğraf benim
sağdaki ise Eymenin dört aylık hali )
kelliğime dikkat iki yaşına kadar sürmüş :)

Bir Güzellik...


Bu güzel pastanın mimarı  bir yıldönümü etkinliği düzenlemiş...
Tatmak nasip olur mu ki ?
Üstelik evlilik yıldönümümüz ve benim doğum günüm yaklaşırken :)
Rast gele...

30 Kasım 2010 Salı

Bir Garip(m)im

Mimleyen Sevgili Deli Anne
Mim konusu: Garip Huylarımızı ve Yapamadıklarımızı 7 maddede sıralamak.



1-Eymeni kimselere emanet edememek gibi garip bir huyum var henüz bir saatten fazla ayrılmışlığımız yok 
oğlumla onun da sayısı beş parmağı geçmez...
2-Dışarda biriyle yanyana yürüdüğüm zaman hep o kişiyi sağ tarafıma alırım 
Eşimle nişanlıyken 'he pardon ben sağ tarafa geçecektim' derdi yanlışlıkla solda duruyorsa ehe ehe !
şimdi alıştı...
3-Evde terlik/çorap vs giymekten nefret ederim ama alışmak zorundayım kış geliyor ne de olsa!
4-Tek başıma çay içemem tek başına da çay içemem hem çayla beraber mideme giden  hem yanımda biri olacak bana eşlik eden aksi takdirde ömrümce çay içmeyebilirim!
5-İnsanlar ağlarken genelde ben kilitlenirim ağlayanla ağlayamam gözyaşlarımı saklarım çok sonralara !
6-Eve girer girmez ilk işim yüzüğümü çıkarmaktır... Aksesuar olan hiç bir şey bana göre değil!
7-Yapamadım.Önümde çok engel vardı..Hep doktor olmak isterdim hala da istiyorum ama artık imkansız ! 



ve Mimlenenler 

İki Deli Kadın (Pınar)
Begüm'ün Annesi

22 Kasım 2010 Pazartesi

O kadar oldu mu ?


büyüyorsun minik adam
hem de hiç çaktırmadan
ağzında yedi dişin var
müzik duydun mu bir oynaşın ve kafa sallayışın var ki
bütün dertleri bir kenara attıran

he bir de taklit yapmalara başladın 
öyle şirinsin ki
sekiz aylık olduğuna
sekiz aydır uykusuz olduğuma
inanamıyorum
bir varmış bir yokmuş
ya insan
sen hep ol ömrümde
beni bırakma e mi
Yaratan korusun
seni
çok seviyorum

21 Kasım 2010 Pazar

55.Sayfa

 Sevgili  İki Deli Kadın (Pınar) beni mimlemiş çok teşekkür ederim
Eymenle saat altıda uyandık ve zihnimin en açık olduğu sabah saatlerinde şimdi kütüphaneme doğru gideceğim
Bu arada mimin konusunu kopyalıyorum buyrun...

Kitaplığınızın karşısına geçin.Gözlerinizi kapatın.Derin bir nefes alın.Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.Şimdi gözlerinizi açın.Bir kitap seçmiş durumdasınız.O kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın.İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin.Evet, ne güzel bir koku bu!55.sayfayı bulun.Sayfayı tekrar okuyun.Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin.

 Şimdi seçtiğim kitap elimde mis gibi kokuyor içime çekiyorum kokusunu...
Kitapların üzerine tarih atmak adetimdir ama nedense bu kitaba atmamışım :))

Sanırım 3 yıl önce yaz günlerinde üsküdarda bir kitapçıdan almıştım bu kitabı ismi cezbetmişti beni
bir çok yerini işaretleyerek okumuştum 
şiir gibi uslübu olan muhteşem bir kitap...
insana farklı bakış açıları kazandıran tılsımlı kitap...

ve 55.sayfasından bir paragraf ( şu an Eymen kitabım yemeye çalışıyor )

- Sevgili Dost 
Sence nedir, ''âb'''ı ''su''dan ayıran,bilmeceden başka .İster yukardan aşağı,ister soldan sağa, nedir ucuza almak için ilgisizmiş gibi görünenle, kıymet bileni görüp , kıymetinden fazlasını isteyen  arasındaki farkı ? '' Her kim ki, sevmeyerek bakarsa Yusuf'u çirkin görür''  diyorsa Sâdi , sözlüklere bakmalı? Yusuf, çirkinlik ve aşk...

İşte bu kitap Posta Kutusundaki Mızıka-A.Ali Ural 




Ve şimdi bu mimi yollayacağım üç kişi de sıra 
Sevgili Deli Anne
ve Sevgili Tuğba

Teşekkürler şimdiden...

20 Kasım 2010 Cumartesi

Yürüteç Zararlı mı ?

Eymen yaklaşık 2 aydır tutunup ayağa kalkıyor ve zamanının çoğunu bu şekilde geçiriyor...
Doktorumuz yürütece çok karşı iken  
Eymen'in hareketliliğinden ötürü yürütece binmesinde bir sakınca görmedi...

Lakin benim maymun iştahlı bebikim yürüteçten iki günde sıkıldı içinde 5 dk. bile durmuyor
(yarı beline kadar kendini sarkıtıp kenar çubuklara bastığı anda kaç defa yakaladım)...
Yürüteç zaten Eymen kadar hareketli bir bebek için sadece kısıtlayıcı bir mekanizma
Çünkü Eymen istediği her yere ulaşabiliyor...

Velhasıl bebeğiniz tutunup ayağaa kalkıyor ve ayakta durabiliyorsa
yürütece binmek istemeyecektir ama yürüteç onun için zararlı olmaktan da çıkmıştır...

küçük kaşif yeni bir icat çıkardı
yürütece öyle binilmez böyle binilir diyerekten
bizim için hiç bir zararı yok artık düşmekten başka
;)

19 Kasım 2010 Cuma

bayramlık inciler


üstten beş ve altıncı dişimi de patlattım

artık ba-ba ab-ba diyorum
tutunup sıralarken tek elimi bırakıp denemeler yapıyorum
bayramın son gününde size yeni incilerimi gösteremesem de
bir tebessümle selamlar
çok bayramlar görelim  
;)




12 Kasım 2010 Cuma

Bebekler Uykuda Neden Ağlar ?

Eymen de doğduğundan beri var bu durum
Ama son günlerde daha sık olmaya başladı
Bazen gecede sayısını sayamadığım kadar çok
Öyle bir ağlamak ki ateşe düşmüşcesine...
Gözlerini açmadan hem de...


Bu konuda biraz araştırmalar yaptım
Pirpiriklerim geçti çok şükür...

Bana mantıklı gelen açıklamalardan bazıları...

-Bebekler hareketlendikçe kabusları artar ( evet aynen öyle oluyor mesela dikkat ediyorum kendi kendine tutunup ayağı kalktığı ilk zamanlarda bir iki kere düştü o ağlamayla bu ağlama aynı tonda )
-Yatmadan önce hazımsızlık yapacak tahıllı mamalar yedirmek. ( Bu da mantıklı)
-Bebekler gün içinde huzursuzsalar bu gece uykularına ağlama olarak yansır. ( Sürekli mız mız bir oğlum var )
-Bu şıklara ben de bir şık ekliyorum bu ağlamayı kullanıyor ve yanımızda yatmaya alışıyor da olabilirler 
zira Eymen artık neredeyse gece hep yanımızda 
evet
yanımdayken de ağlıyor ama müdahele etmesi kolay oluyor
(emzik verme,meme verme,ya da pış pışlamak)
ben gitgide düzene girmesini beklerken her gün daha kötüye gidiyor durum
ne yapacağım bilemiyorum!
uykumdan hiç bir şey anlamıyorum zaten onu aramıza alınca 
aman değdim çarptım davasına hepten çubuk gibi yatmaktan sabahları tüm kaslarım ağrıyarak uyanıyorum !

Evet tecrübe konuşsun lütfen fikirlerinizi bekliyorum dostlar...
-

10 Kasım 2010 Çarşamba

Minik Adam



Sen
herşeye
öyle
yakışınca
hani

benim içim titriyor

Büyüme/sen 
...
diyemiyorum
...

30 Ekim 2010 Cumartesi

Ödülümüz


Sevgili M.Yasir'in Annesi  bize bu ödülü layık görmüş kendisine çok teşekkür ediyorum...

ve bende bu güzel blog ödülünü severek takip ettiğim
Alya Dua'nın Annesine  ve diğer tüm blog dostlarıma gönderiyorum...

Alya Dua'nın Annesi

28 Ekim 2010 Perşembe

ÇantamdakiLer

Sevgili mine yine bizi mimlemiş teşekkürler kendisine
Annelerin çantasında ne olur işte buyrun


iki adet file birinin içinde bezlerimiz ve ıslak mendilimiz
diğerinde yedek kıyafetlerimiz..
bir-iki oyuncak
cüzdan
anahtar
pişik kremi
ağrı kesicimiz serum fizyolojik damlamız
emzik bir de burda olamayan suluğumuz
ve günlük çorba/yoğurt kavonozumuzda olabiliyor..
telefon genelde cepte kucakta bebekle çantada telefon aramak zor oluyor ...

anneye ait bir eşya yok
o süssüzlüğü seven çanta kullanmaya bile ihtiyaç dahilinde
onaltı yaşında başlayan bir birey :))

ve sıra mimlediklerimde

27 Ekim 2010 Çarşamba

tartılarla barışmak lazım


ama nasıl ?
bugünden itibaren emzir sonra verirsin diyenlere kulaklarımı tıkayıp
unlulara,tatlılara son ! ! ! verip (inşallah) 
zayıflama zamanı...
siz de bana yardımcı&destek olursanız daha kolay olur gibime geliyor !

23 Ekim 2010 Cumartesi

yedi aylık oldum

yedi aylık minik bir adam oldum artık

her sabah babamı uğurlayarak
güne başlıyorum
geçen gün odadan çıkarken peşinden emekledim 
çok sevindi babam
hep bana 
''sordum sarı çiçeğe yesin onu babası '' diye 
anlamsız bir şarkı söylüyor
annem gülüyor
babamın ardından bazen ağlıyorum
bazen akşam gelecek nasılsa deyip gülümsüyorum

annem kahvaltımı hazırlarken sabırsızlanıyorum
ıhlamur eşliğinde pekmez-peynir-yumurta-ceviz ve ekmek yiyorum
sizin yediğiniz gibi/ öyle bulamaç değil
dedim ya minik bir adam oldum diye

sabahları biraz tv izliyorum
sonra uykum geliyor çok erken kalktığım için 
kuş uykusu kadar uyku uyuyormuşum 
annem öyle diyor

uyanınca annemle oynuyorum
ya da özgür takılıyorum 
koltuklara tutunup sıralamak en büyük favorim
oyuncaklarla pek aram yok
etrafımda kumanda/telefon/kablo varsa onlara ulaşmak tek amacım
annem eliyle ağzıma vuruyor
                                                              va- va- va yapıyorum 
 ba-ba-an-ne-de-de diyor ama ben demiyorum
bu konuda çok inatçıyım
çığlık atmak daha güzel

annem bana gel gel yapmayı öğretti
canım sıkılınca ellerimi kırpıp duruyorum 
birileri gelsin istiyorum

meyve saatimde
anjelik erik-muz-elma-armut-ayva
içlerinden üçlü bir karışım hazırlıyor annem
severek yiyorum

kuru incir veriyor elime parça pırçık edene kadar emiyorum 
çooooooook seviyorum
bütün gün annemi peşimden koşturuyorum ya da ben annemin peşinden emekliyorum


öğleden sonra çorba ve yoğurt yiyorum
bazen akşamları muhallebi yediğim de oluyor
yiyorum yiyorum da emmeyi asla unutmuyorum
gündüzleri en fazla 4 saatte bir geceleri 2-3 saatte bir emiyorum
anne sütü gibisi yok !

ama hep formumu koruyorum 
ayda 100-300 grm arası kilo alıyorum
herkes zayıf desede annem biliyor 
ben çok hareketli olduğum için kilo alamıyorum
hem sağlıklı olmam yeterliymiş
annem öyle diyor

bazı akşamlar babam gelmeden uyuyorum
bazen babamı bekliyorum
biraz oynuyoruz öyle uyuyorum

beşinci dişim yola çıktı
yine huysuzum bugünlerde
benden şimdilik bu kadar
annem blog dostlarına selam ediyor
ben de gel gel yapıyorum size
hoşca kalın 
:))




22 Ekim 2010 Cuma

mim&mim

nefis tariflerini blogunda paylaşan sevgili   mine  bizi mimlemiş 
en çok okunan beş yazımız hususunda 
buyrun efendim...

şimdi ben de mimliyorum 


teşekkürler dostlar...

16 Ekim 2010 Cumartesi

uyku/dasın



bir yanım ''sen yorgunu''
bir yanım özlüyor seni
uykuda bile


turlaaaaa







anne karnında son güne dek nasıl durdun a çocuk 

?

13 Ekim 2010 Çarşamba

üst dişler


üst dişlerimiz ne çabuk büyüdüler 
fotoğraflayana kadar canım çıktı :))

hastalığımız öksürük ve burun tıkanıklığı ile devam etmekte
her şeyin başı sağlık derler ya hakikaten öyle imiş
...


 

10 Ekim 2010 Pazar

Kırık Pazar

Ana-oğul hasta olduk en nezlesinden
Babamız neden bize ayak uydurmuyor bilmiyorum
Eymenden mi bana benden mi Eymen'e bulaştı bunu hiç bilmiyorum...

Bebikim ilk defa hasta oldu çok kızıyor bana elimde serum fizyolojikle geziyorum diye
gece hep ağladı :(
inşallah bu gecemiz iyi geçer diye dua ediyorum...


bu arada dostlar üst iki dişimizde patladı artık dört dişliyiz :)

8 Ekim 2010 Cuma

yeni keşfimiz !


tutunup ayağa kalkmak
tabii ben sürekli yanındayım 
bu ayaklanmalar genelde düşme ile son buluyor !

Okumak Güzeldir


sen okumayı sev diye eline verdiğim dergiden
hergün bir sayfa yırtıyorsun :))

bitince başka dergi alırız yeter ki oku sen bebikim

5 Ekim 2010 Salı

ek gıdaya geç(emey)iş


bir çırpınıyor ki yoğurt mu onu yedi o mu yoğurdu belli değil
ellerini tutuyorum ağzındakini çıkartıyor
ağzındakini topluyorum elleriyle kaşığı tutuyor ayağıyla beni itiyor 
sonuç  bitirdi ama böyle işte :))

Caillou

eymen doğduğundan beri evde televizyon açmıyorum sayılır...
0-2 yaş arası bebeklerin televizyon izlemesinin geç konuşma,otizm vb. gibi durumları tetiklediğini önemseyerek...
ama bugünlerde en çok 1 saat izlemesi için açıyorum tv yi caillou çizgi filmini ilk görüşte çok beğendik
şimdi her gün severek izliyoruz :))

bu arada üst iki dişimizde patladı patlayacak son derece mız mız ve anneci olduk !

30 Eylül 2010 Perşembe

TehLike ÇanLaRı


işte görün minik adamı neler neler keşfediyor
annesine baş kaşıyacak vakit bırakmıyor :))

25 Eylül 2010 Cumartesi

22 Eylül 2010 Çarşamba

yarım yaşının öyküsü

doğdun...
bir sevda otağının içine düştüm seninle beraber...
hayatımın tüm anlamlarını yükledim sana...
gökkuşağı renginde hayaller büyüttüm içimde...
ve dualar ömrünce hep gülesin diye
iyi insan olasın
kalbi güzel olasın
ahlakı güzel olasın
yüzü güzel olasın 
huyu güzel olasın
büyük adam olasın
hayırlı evlat olasın
iyi bir kul olasın diye...

ben elimden geleni yapacağıma söz veriyorum da duasız olmaz biliyorsun...

şimdi gülen gözlerle bakıyorsun bana
acaba annem ne yapıyor diye düşünüyorsun belki de...gözlerinin içinde binlerce yıldız parlıyor...
o yıldızlar uykusuz gecelerimin süsü... 
ve sen neler neler yapıyorsun miniğim...


ce-ee oynuyoruz seninle gülüyorsun
baban seni yerim sosis diye fısıldayınca kulağına kıkırdıyorsun...
arı vız vız vız şarkısını çok seviyorsun...


oda da yalnız kalınca çığlığı basıyorsun 
tüm ilgiyi üzerine çekmeye sevilmeye bayılıyorsun
akşamlar en geç on da uyuyor sabahları en geç yedi de kalkıyorsun
kendin için özel yapılan şeyleri yemiyor bizim yediklerimizden yemek istiyorsun...


banyo yapmak için küvete girdiğinde sevinç naraları atıyorsun...
oyuncaklarından ziyade onları yere vurarak ses çıkarmayı seviyorsun...
bazen annne der gibi oluyorsun (içim pıt pıt ediyor )
sırtın yere gelsin istemiyorsun
oturmaya alışıyorsun 
bana cici yapıyorsun 
ben telefonla konuşurken dikkatle dinliyorsun
nasıl beceriyorsun bilmiyorum ama sana göz ucuyla baksam bile o bakışı yakalıyorsun...


minik adamım benim
şu an yine salondan çıktın banyo kapısına doğru gitmek üzeresin...
evi keşfediyorsun tabii :)) sende haklısın...
ben de peşine düşeyim 
yarım yaşın hayırlı olsun...

21 Eylül 2010 Salı

emekle/din...

sevgili oğlum bugün resmi olarak emeklediğini söyleyebiliriz...
sen salonda ben mutfakta iken yanıma geldin...
mutfağın masasının altına hatta sandalyenin altına girdin....
sonra damacanayı keşfettin en sonunda yoruldun elini yukarı doğru kaldırıp bana baktın..
seni kucağıma aldım sarıldım...öptüm kokladım...
yer elmam benim...
seni çok seviyorum...
sonsuz şükürler olsun bizleri sevgisiyle Var edene...

Şimdi ReklamlaR

annem çamaşırlarımı bununla yıkıyor teyzeler...
kokusu dalin kadar güzel ve fiyatı oldukça uygun 
ama yumuşatıcımız dalin :))

amuda kalkan eymen !


ve yüreği küt küt atan anne

20 Eylül 2010 Pazartesi

Objektif

oy oy oy 
ne çok çamaşır varmış dünden beri makine ağladı ağlayacak :)


eymen bey dün hem babaanne hem anneanneye el öpmeye gitti tatil dönüşü
fotoğrafları gören herkes oralarda ne kadar mutluymuş diyor ki gerçekten öyleydi...
aktif bir bedene sahip olan kuzum oralarda kendini bulmuştu adeta...

tesis hakkında söyleyeceklerime geçelim artık
otobüs onlara aitti kabinli rezerve etmiştik cam bölmeli içinde çekmece gibi beşiği vardı..
güzeldi ama camdan içerisi gözükmese emzirirken daha rahat ederdim... ben öyle hayal etmiştim kabini en azından :))
caprice palace mükemmel bir denize sahip dalgasız, usul usul derinleşen ve oldukça tuzlu...
herşey dahil sistemde yemekler aç kalmayacağınız kadar idare eder çeşit bol ama benim damak zevkime uymadı...
bebekler için tamamen plastik altı-yedi mama sandalyesi vardı... ( ben beğenmedim)
eymen hep bebek arabasındaydı... iyi ki götürmüşüz...

bayanlar kompleksinin havuzu tuzlu sudan gayet güzeldi her ne kadar ben pek fırsat bulup gidemesem de.. eşim erkekler havuzunu çok küçük buldu o da hep denizdeydi...
şezlonglarda minder olmaması çok rahatsız ediciydi...


odalar güzeldi temizliği dilerseniz her gün yapılıyordu...
asansörler hep tıklım tıklım 10 dk. beklediğimiz oluyordu...


animasyon ekibi en çok çocukları eğlendiriyordu biz pek eğlenemedik...


gece onikide (ne akla hizmet o saatte anlayamadım) sinema oluyordu konferans salonunda biz eymen uyuduğu için gidemiyorduk...

hava çok sıcaktı ama hiç terletmiyordu... 


oyun parkı küçüktü...


bir kaç ördek,tavşan, tavuz kuşu var iyi düşünülmüş



yeşil alanı az ve hep yolları yokuş ama herşey yakın deniz/yemek/kompleks...


elemanlar hayatından bezmiş ee o kadar olacak...



öyle kalabalıktı ki anlatamam yemekte görüyorduk en çok curcunayı...
nedeni şu ki bizim bir haftalık tatil yaptığımız fiyata geçen seneden rezerve edilmiş beş yıllık tatil yapanlar var...
insanları küçümsemek olarak algılanmasın asla ama kaliteli insan sayısı azdı...


beş yıldızlı bir yer değil bana göre ama aileyle gidilebilecek denizi güzel bir yer olarak bakılabilir...


bir daha gider miyim ?


sanmıyorum 


ben aklıma gelenleri yazdım arkadaşlarım başka merak edilen bir şey varsa sorun söylerim

19 Eylül 2010 Pazar

tatil

Evet dün gece selametle döndük çok şükür...
Günleri saydım adeta bir bebekle tatil yapmak ne zormuş meğer...
Genelde bebekle tatile gelenlerin yanlarında illa ki bir yakınları vardı ama biz eşimle yalnızdık
bir kaç kere eymeni babaya bırakıp toplamda 6-7 saat kadar tatil yaptım sayılabilir :))
ama çok keyifliydi
oğluma açık hava yaradı
sabah beş-altı arası uyanıyordu ki zannımca buna alıştı bu sabahta öyle uyandı...
(ben yediye razıyım önceden öyleydi kıymet bilmiyormuşum meğer :) )

saat yedi gibi kahvaltıya gidiyorduk
sanırım eymenin tatmadığı tat kalmamıştır...
istisnasız verdiğim her parçayı yuttu en çok kavun ve pekmez yedi...

saat dokuz  gibi eymen denize giriyordu
tam da tahmin ettiğim gibi ne kumdan ne denizden korktu pıtır pıtır çırıpıyordu ayaklarını
sadece güneşi sevmedi güneşlensin az diyorduk ama iki üç dk zor dayanıyordu...

sonras uykusu,öğle yemeği (öğlen sıcağında genelde oda da ya da parkta oluyorduk)
ve akşamları hep erken uyudu...
ama geceleri hep ağlayarak uyanıyordu... sonrası mız mız sabaha kadar...
biraz etlendi sanki bakalım tartıda göreceğiz...

çok şey var yazmak istediğim tesis hakkında özellikle...
ama makina çamaşır yıkıyordu asmam gerek
eymen evin duvarlarına baktı uyanınca nerdeyse bir ohh çekmediği kaldı yavrumun
o da sıkılmış annesi gibi tek göz odadan :))

biraz  fotoğraf...
ilk fotoğraf bayramlıklarımızla





18 Eylül 2010 Cumartesi

6 Eylül 2010 Pazartesi

iki gün kala !

süt veren bir anne olsam da oruç tutabildim hamdolsun
ilk günler denerim olmazsa bırakırım diyordum
fakat hiç de öyle olmadı...
oruç beni tuttu bırakmadı...
Rabbim evladımın rızkını kesmedi sonsuz şükürler...

ve bayram haftası geldi çattı
çocukken
pek kapıları çalamazdım utanırdım bir-iki yakın komşumuz harcinde
yollarda gördüklerimin bayramını kutlardım öyle çok çok harçlığım olmazdı küçük paralar
ama ne büyük mutluluklar...
erkek çocukları gibi
gider bakkalda ne kadar kız kaçıran maytap mantar tabancası varsa harçlıklarımı onlara yatırırdım...
deliler gibi sevinirdim onlardan pat sesleri çıktıkça :))
halbuki ne güvensiz bi şey Allah korumuş bizleri...

bayram deyince bir yanım çocukluğumdan kalma deli dolu...
bir yanım hüzne dönük...
sebebi uzun bir hikayem var buna dair...
belki de bu yüzden
dünyada gerçekten bir bayramın olabileceğine inanamıyorum ben...

çocuktum oysa şimdi benim bir çocuğum var
bu onun ilk bayramı
Rabbim ona nice güzel bayramlar göstersin...
Annesi gibi bayram deyince hüzünlenmesin...
ve ömrü ramazan gibi takvalı ahireti ise bayram kadar güzel olsun inşallah...

4 Eylül 2010 Cumartesi

Bebek ve Tatil

bayramın ikinci gecesi tatilimiz için yola çıkmış olacağız inşallah...
geçen sene şah inn paradise güzeldi fakat denizi çok dalgalı olduğu için ikimiz ayrı havuzlarda eşimle az vakit geçirebildik...
 bu sene denizi güzel diye caprice palace'a gidiyoruz...

Eymenle bu tatilden ne anlayacağımı bilemiyorum zira bugünlerde pek huysuz belki diyorum
açık hava yarar bebikimize fazla bunaltmaz bizi yoksa hayal mi kuruyorum :)) orası meçhul...

 ateş düşürücü ağrı kesici pişik kremi güneş kremi derece vs gibi şeyler konulacak
haricinde bebekle tatile giderken yanıma almam gereken olmazsa olmaz bir şey var mıdır acaba ?

bir de bizim doktor katiyyen denize sokmayın dedi son felç aşısı olmadan o da biz tatilden döndükten sonra ama ben sokmak istiyordum ağzına ve burnuna su kaçırmadıktan sonra sokabiliriz mi acaba ?
ne çok çok acaba var kafamda yaa :((

3 Eylül 2010 Cuma

KaşiF


bir bilgisayar merakımız var ki fena...
bıraksam salya içinde kalıyor o yüzden emzikle tutuyor azcık o azcık dünyasını değiştiriyor bilgisayarın
he kime çekmiş derseniz demezsiniz zannımca :))

2 Eylül 2010 Perşembe

sen gül yeter...

gül oğulcan
dökülmesin avucundan masmavi dünyaların
gökkuşağı uykusudur yanağını kızartan
kanat çırp hadi
doğru kuşların uçtukları yöne
bu izbe yalnızlıktan öteye
o rüzgarların dalgalarında başını
sükutun yumuşak bulutlarına yasla
öpsün güneş o tertemiz alnından...


-Rabia Gelincik-

30 Ağustos 2010 Pazartesi

kılıçtan keskin :))

huysuzluğumuz tavan yaptı
sanırım devamı gelecek

27 Ağustos 2010 Cuma

ikiledik

dün ikinci dişimizde patladı
binlerce huysuzluk ,zırıltı, mırıltı eşliğinde...
işin ilginç yanı ikisi aynı boyuta ulaştı hemencik...
jilet gibi keskinler de maşaallah... :))

26 Ağustos 2010 Perşembe

Sanatçı Anne


bebeğinin fotoğraflarını çekerken hayal gücünü inanılmaz kullanan bir anne 

süüütçü :))

Bugünlere anne sütü parmak sayısını geçmeyecek ek gıda denemelerimizle geldik...
Bir annenin bebeğini emzirmesi kadar kutsal bir vazife daha yoktur bence...
Rabbim onun rızkını bizim bedenimizden üretiyor ne büyük bir mucize...
Bu noktada hatırlatmak isterim emzirme reformunu ben de destekliyorum...

Sütüm olsun diye özel olarak yediğim/içtiğim şeylerden birisi hurma
abartmamak kaydıyla tahin helva (güllüoğlu lalin tahin helvası çok güzel tavsiye ederim)
beyaz üzüm,armut,şu an yok ama doğumdan sonra ayva ve kompostosunu yemiştim çok iyi geliyordu
kuru kayısı,kuru incir, süt ve olmazsa olmaz su günde en az 3 litre...
Herkese aynı şeyler süt yapar mı bilmiyorum ama deneyebilirsiniz an azından...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

bu ne hız...

Eymenin bir kaç gündür emekleme girişimleri inanılmaz...  
Emekler pozisyonda kendini bir-iki adım atıyor bi kaç güne kalmaz evde turlarsa şaşırmam...
Ayrıca bugün kan damlasını verirken kaşıktan gelen çıt sesiyle (da da dannn oldum )sol alt dişi patladı sağ da bir kaç güne kalmaz patlar...
İnanılmaz olaylar bütünlemesi böylece devam ediyor...
Söz konusu Eymen olunca kimse şaşırmıyor gerçi...
Çok hareketli bir bebek hiç yerinde durmuyor haliyle bende enerji bırakmıyor...

Dün annem bu her şeyini hızlı yapıyor 19 yaşında evleneceğim diye tutturursa şaşırma dedi..
Ben de 19 u beklerse şaşırırım dedim :)) o derece yani...
Babasının aldığı formayla verdiği poza bakın hele...


5 Ağustos 2010 Perşembe

anne bu senin sütün mü ?

son zamanlarda az kilo aldığımız için doktorumuz sütümü sağıpda vermemi istedi 
hani sıcaktır emmiyordur diye...
medela elektrikli pompa aldığımı yazmıştım daha önce hiç süt sağamıyordum kendisiyle...
eşimden rica ettim bana manuel pompa al diye o da lansinohunkini almış çok memnun kaldım...

lakin bizim bey hiç hoşlanmadı biberondaki anne sütünden geveleyip duruyor ağzında...














tam bir sevgi küpü hep sevilsin hep 
artık her türlü dönüyor yüz üstü sırt üstü karnının üstün 360 derece bile dönebiliyor bu minik adam... 











fotoğraf çekerken poz vermezse olmaz...












bu da dünden bir kare bizden 45 gün büyük m.tarık kankamızla :))
yaşasın kardeşlik pozu...

3 Ağustos 2010 Salı

Yoruldum mu ?

Ana sevgisi, bencil duyguların en üstünüdür (Alain)

Doğru söze ne denir...

Hiç bir süs ve elbise bir kadını, analık sevgisi kadar güzelleştiremez. (Brachvogel) 

manevi olarak evet fizik olarak düşünceli 

Hiç kimse, kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici ve bir kaç çocuk arasındaki bir anne kadar saygıdeğer değildir. (Goethe)

hımm öyle mi olabilir... ama babası tutunca o da çekici ve saygıdeğer olabiliyor...

Annem gördüğüm en güzel kadındı…  (George Washington)

benim anacığımda benim için öyledir demek ki bu herkes için böyle...

Düştüğüm zaman kim koşar yardım etmeye, ve anlatır güzel bir hikaye, yada iyileşmesi için öpmeye? Annem. (Ann Taylor)

anne öpücüğü ne keskin bir ilaçtır bunu şimdi daha iyi anlıyorum...

“Geceleri kalkmayı kabul ettin.” Doğru. Beşiğin yanına uykuda gezer gibi gidiyor, o küçücük, o mükemmel oğlumu alıyorum ve o küçük emen balık gibi bana yapışırken içim sevecenlikle doluyor. (Sara Davidson)

:)) aynen öyle...
biraz yorulduğumu hissediyorum...
zaman yetmiyor sanki
bir bakıyorum gün bitmiş,hafta bitmiş,ay bitmiş...
zannımca ömürde böyle geçecek...
artık hiç bir şey eskisi gibi değil bu doğru..
ama hiç bu kadar anlamlı olmamıştı zaman
bunca doluluk yoktu içinde...
boş ve aheste idi çoğu zaman..

şikayet edemiyorum edemem kendimde bu haddi göremiyorum
zira ben istedim çocuğum olsun...
anne olayım...
sevdiğim adam baba olsun istedim...
Rabbimde nasip etti...
şikayet neyime...

anneliğe dair sözlere bakayım dedim google amcadan
iyi de oldu...
biraz silkenlendim...









29 Temmuz 2010 Perşembe

mavi eşşek seni yerim

ilk başta sohbet ediyordun

sonra onu yemeye karar verdin
ben sana şeftali hazırladım her ne kadar yüzünü ekşitsende onu yedin

mutlu son :))