Yaşam Koç'un Olabilirim

30 Eylül 2010 Perşembe

TehLike ÇanLaRı


işte görün minik adamı neler neler keşfediyor
annesine baş kaşıyacak vakit bırakmıyor :))

25 Eylül 2010 Cumartesi

22 Eylül 2010 Çarşamba

yarım yaşının öyküsü

doğdun...
bir sevda otağının içine düştüm seninle beraber...
hayatımın tüm anlamlarını yükledim sana...
gökkuşağı renginde hayaller büyüttüm içimde...
ve dualar ömrünce hep gülesin diye
iyi insan olasın
kalbi güzel olasın
ahlakı güzel olasın
yüzü güzel olasın 
huyu güzel olasın
büyük adam olasın
hayırlı evlat olasın
iyi bir kul olasın diye...

ben elimden geleni yapacağıma söz veriyorum da duasız olmaz biliyorsun...

şimdi gülen gözlerle bakıyorsun bana
acaba annem ne yapıyor diye düşünüyorsun belki de...gözlerinin içinde binlerce yıldız parlıyor...
o yıldızlar uykusuz gecelerimin süsü... 
ve sen neler neler yapıyorsun miniğim...


ce-ee oynuyoruz seninle gülüyorsun
baban seni yerim sosis diye fısıldayınca kulağına kıkırdıyorsun...
arı vız vız vız şarkısını çok seviyorsun...


oda da yalnız kalınca çığlığı basıyorsun 
tüm ilgiyi üzerine çekmeye sevilmeye bayılıyorsun
akşamlar en geç on da uyuyor sabahları en geç yedi de kalkıyorsun
kendin için özel yapılan şeyleri yemiyor bizim yediklerimizden yemek istiyorsun...


banyo yapmak için küvete girdiğinde sevinç naraları atıyorsun...
oyuncaklarından ziyade onları yere vurarak ses çıkarmayı seviyorsun...
bazen annne der gibi oluyorsun (içim pıt pıt ediyor )
sırtın yere gelsin istemiyorsun
oturmaya alışıyorsun 
bana cici yapıyorsun 
ben telefonla konuşurken dikkatle dinliyorsun
nasıl beceriyorsun bilmiyorum ama sana göz ucuyla baksam bile o bakışı yakalıyorsun...


minik adamım benim
şu an yine salondan çıktın banyo kapısına doğru gitmek üzeresin...
evi keşfediyorsun tabii :)) sende haklısın...
ben de peşine düşeyim 
yarım yaşın hayırlı olsun...

21 Eylül 2010 Salı

emekle/din...

sevgili oğlum bugün resmi olarak emeklediğini söyleyebiliriz...
sen salonda ben mutfakta iken yanıma geldin...
mutfağın masasının altına hatta sandalyenin altına girdin....
sonra damacanayı keşfettin en sonunda yoruldun elini yukarı doğru kaldırıp bana baktın..
seni kucağıma aldım sarıldım...öptüm kokladım...
yer elmam benim...
seni çok seviyorum...
sonsuz şükürler olsun bizleri sevgisiyle Var edene...

Şimdi ReklamlaR

annem çamaşırlarımı bununla yıkıyor teyzeler...
kokusu dalin kadar güzel ve fiyatı oldukça uygun 
ama yumuşatıcımız dalin :))

amuda kalkan eymen !


ve yüreği küt küt atan anne

20 Eylül 2010 Pazartesi

Objektif

oy oy oy 
ne çok çamaşır varmış dünden beri makine ağladı ağlayacak :)


eymen bey dün hem babaanne hem anneanneye el öpmeye gitti tatil dönüşü
fotoğrafları gören herkes oralarda ne kadar mutluymuş diyor ki gerçekten öyleydi...
aktif bir bedene sahip olan kuzum oralarda kendini bulmuştu adeta...

tesis hakkında söyleyeceklerime geçelim artık
otobüs onlara aitti kabinli rezerve etmiştik cam bölmeli içinde çekmece gibi beşiği vardı..
güzeldi ama camdan içerisi gözükmese emzirirken daha rahat ederdim... ben öyle hayal etmiştim kabini en azından :))
caprice palace mükemmel bir denize sahip dalgasız, usul usul derinleşen ve oldukça tuzlu...
herşey dahil sistemde yemekler aç kalmayacağınız kadar idare eder çeşit bol ama benim damak zevkime uymadı...
bebekler için tamamen plastik altı-yedi mama sandalyesi vardı... ( ben beğenmedim)
eymen hep bebek arabasındaydı... iyi ki götürmüşüz...

bayanlar kompleksinin havuzu tuzlu sudan gayet güzeldi her ne kadar ben pek fırsat bulup gidemesem de.. eşim erkekler havuzunu çok küçük buldu o da hep denizdeydi...
şezlonglarda minder olmaması çok rahatsız ediciydi...


odalar güzeldi temizliği dilerseniz her gün yapılıyordu...
asansörler hep tıklım tıklım 10 dk. beklediğimiz oluyordu...


animasyon ekibi en çok çocukları eğlendiriyordu biz pek eğlenemedik...


gece onikide (ne akla hizmet o saatte anlayamadım) sinema oluyordu konferans salonunda biz eymen uyuduğu için gidemiyorduk...

hava çok sıcaktı ama hiç terletmiyordu... 


oyun parkı küçüktü...


bir kaç ördek,tavşan, tavuz kuşu var iyi düşünülmüş



yeşil alanı az ve hep yolları yokuş ama herşey yakın deniz/yemek/kompleks...


elemanlar hayatından bezmiş ee o kadar olacak...



öyle kalabalıktı ki anlatamam yemekte görüyorduk en çok curcunayı...
nedeni şu ki bizim bir haftalık tatil yaptığımız fiyata geçen seneden rezerve edilmiş beş yıllık tatil yapanlar var...
insanları küçümsemek olarak algılanmasın asla ama kaliteli insan sayısı azdı...


beş yıldızlı bir yer değil bana göre ama aileyle gidilebilecek denizi güzel bir yer olarak bakılabilir...


bir daha gider miyim ?


sanmıyorum 


ben aklıma gelenleri yazdım arkadaşlarım başka merak edilen bir şey varsa sorun söylerim

19 Eylül 2010 Pazar

tatil

Evet dün gece selametle döndük çok şükür...
Günleri saydım adeta bir bebekle tatil yapmak ne zormuş meğer...
Genelde bebekle tatile gelenlerin yanlarında illa ki bir yakınları vardı ama biz eşimle yalnızdık
bir kaç kere eymeni babaya bırakıp toplamda 6-7 saat kadar tatil yaptım sayılabilir :))
ama çok keyifliydi
oğluma açık hava yaradı
sabah beş-altı arası uyanıyordu ki zannımca buna alıştı bu sabahta öyle uyandı...
(ben yediye razıyım önceden öyleydi kıymet bilmiyormuşum meğer :) )

saat yedi gibi kahvaltıya gidiyorduk
sanırım eymenin tatmadığı tat kalmamıştır...
istisnasız verdiğim her parçayı yuttu en çok kavun ve pekmez yedi...

saat dokuz  gibi eymen denize giriyordu
tam da tahmin ettiğim gibi ne kumdan ne denizden korktu pıtır pıtır çırıpıyordu ayaklarını
sadece güneşi sevmedi güneşlensin az diyorduk ama iki üç dk zor dayanıyordu...

sonras uykusu,öğle yemeği (öğlen sıcağında genelde oda da ya da parkta oluyorduk)
ve akşamları hep erken uyudu...
ama geceleri hep ağlayarak uyanıyordu... sonrası mız mız sabaha kadar...
biraz etlendi sanki bakalım tartıda göreceğiz...

çok şey var yazmak istediğim tesis hakkında özellikle...
ama makina çamaşır yıkıyordu asmam gerek
eymen evin duvarlarına baktı uyanınca nerdeyse bir ohh çekmediği kaldı yavrumun
o da sıkılmış annesi gibi tek göz odadan :))

biraz  fotoğraf...
ilk fotoğraf bayramlıklarımızla





18 Eylül 2010 Cumartesi

6 Eylül 2010 Pazartesi

iki gün kala !

süt veren bir anne olsam da oruç tutabildim hamdolsun
ilk günler denerim olmazsa bırakırım diyordum
fakat hiç de öyle olmadı...
oruç beni tuttu bırakmadı...
Rabbim evladımın rızkını kesmedi sonsuz şükürler...

ve bayram haftası geldi çattı
çocukken
pek kapıları çalamazdım utanırdım bir-iki yakın komşumuz harcinde
yollarda gördüklerimin bayramını kutlardım öyle çok çok harçlığım olmazdı küçük paralar
ama ne büyük mutluluklar...
erkek çocukları gibi
gider bakkalda ne kadar kız kaçıran maytap mantar tabancası varsa harçlıklarımı onlara yatırırdım...
deliler gibi sevinirdim onlardan pat sesleri çıktıkça :))
halbuki ne güvensiz bi şey Allah korumuş bizleri...

bayram deyince bir yanım çocukluğumdan kalma deli dolu...
bir yanım hüzne dönük...
sebebi uzun bir hikayem var buna dair...
belki de bu yüzden
dünyada gerçekten bir bayramın olabileceğine inanamıyorum ben...

çocuktum oysa şimdi benim bir çocuğum var
bu onun ilk bayramı
Rabbim ona nice güzel bayramlar göstersin...
Annesi gibi bayram deyince hüzünlenmesin...
ve ömrü ramazan gibi takvalı ahireti ise bayram kadar güzel olsun inşallah...

4 Eylül 2010 Cumartesi

Bebek ve Tatil

bayramın ikinci gecesi tatilimiz için yola çıkmış olacağız inşallah...
geçen sene şah inn paradise güzeldi fakat denizi çok dalgalı olduğu için ikimiz ayrı havuzlarda eşimle az vakit geçirebildik...
 bu sene denizi güzel diye caprice palace'a gidiyoruz...

Eymenle bu tatilden ne anlayacağımı bilemiyorum zira bugünlerde pek huysuz belki diyorum
açık hava yarar bebikimize fazla bunaltmaz bizi yoksa hayal mi kuruyorum :)) orası meçhul...

 ateş düşürücü ağrı kesici pişik kremi güneş kremi derece vs gibi şeyler konulacak
haricinde bebekle tatile giderken yanıma almam gereken olmazsa olmaz bir şey var mıdır acaba ?

bir de bizim doktor katiyyen denize sokmayın dedi son felç aşısı olmadan o da biz tatilden döndükten sonra ama ben sokmak istiyordum ağzına ve burnuna su kaçırmadıktan sonra sokabiliriz mi acaba ?
ne çok çok acaba var kafamda yaa :((

3 Eylül 2010 Cuma

KaşiF


bir bilgisayar merakımız var ki fena...
bıraksam salya içinde kalıyor o yüzden emzikle tutuyor azcık o azcık dünyasını değiştiriyor bilgisayarın
he kime çekmiş derseniz demezsiniz zannımca :))

2 Eylül 2010 Perşembe

sen gül yeter...

gül oğulcan
dökülmesin avucundan masmavi dünyaların
gökkuşağı uykusudur yanağını kızartan
kanat çırp hadi
doğru kuşların uçtukları yöne
bu izbe yalnızlıktan öteye
o rüzgarların dalgalarında başını
sükutun yumuşak bulutlarına yasla
öpsün güneş o tertemiz alnından...


-Rabia Gelincik-